Financial Times'ın haberine göre, Avrupa Birliği (AB) yetkilileri, büyük çokuluslu şirketleri, özellikle de ABD merkezli teknoloji devlerini hedef alan yeni bir vergi mekanizması üzerinde çalışıyor. Brüksel'in bu hamlesi, dijital ekonomiye yönelik adil vergilendirme arayışının bir parçası olarak görülüyor. Söz konusu plan, halihazırda yürürlükte olan ve büyük şirketlerin küresel kazançlarının en az %15'inin vergilendirilmesini öngören OECD anlaşmasına ek olarak, AB içinde faaliyet gösteren büyük ölçekli şirketlere yönelik daha kapsamlı bir vergi rejimi getirmeyi amaçlıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Birliği, uzun süredir dijital devlerin kârlarını düşük vergili ülkelere kaydırmasını engellemeye çalışıyor. 2021'de OECD çatısı altında varılan ve 140'tan fazla ülkenin imzaladığı küresel asgari kurumlar vergisi anlaşması, bu yönde atılmış önemli bir adımdı. Ancak AB yetkilileri, anlaşmanın uygulanmasında yaşanan gecikmeler ve bazı ülkelerin direnci nedeniyle daha ileri gitme ihtiyacı duyuyor. Financial Times'a konuşan kaynaklara göre, Avrupa Komisyonu, dijital hizmetler vergisi veya benzeri bir mekanizmayı yeniden gündeme getirmeyi değerlendiriyor. Bu vergi, reklam gelirleri, çevrimiçi satışlar ve kullanıcı verilerinin ticari kullanımından elde edilen kazançlar üzerinden alınabilir.
AB'nin bu girişimi, Fransa ve Almanya gibi büyük üyelerin destek verdiği bir politika olarak öne çıkıyor. Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire, geçmişte benzer bir ulusal dijital vergi uygulamasını hayata geçirmişti. Almanya da küresel asgari verginin etkin uygulanması konusunda ısrarcı. Ancak İrlanda, Lüksemburg ve Hollanda gibi düşük vergili AB ülkeleri, bu tür bir hamlenin yatırım ortamını olumsuz etkileyeceği endişesini taşıyor. Bu ülkeler, ABD'li teknoloji şirketlerinin Avrupa merkezlerine ev sahipliği yapıyor ve olası bir vergi artışından doğrudan etkilenebilirler.
Öte yandan, ABD yönetimi de Avrupa'nın tek taraflı vergi adımlarına mesafeli. Washington, dijital vergilerin ABD'li şirketlere karşı ayrımcı olduğunu savunuyor ve geçmişte bu tür uygulamalara karşı ticari yaptırımlar uygulamakla tehdit etmişti. Bu nedenle AB'nin atacağı adımların transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim yaratma potansiyeli bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin büyük teknoloji şirketlerini vergilendirme çabası, küresel ekonomideki güç dengeleri açısından da önemli. Dijital ekonominin toplam değeri trilyonlarca doları bulurken, bu devlerin vergi ödemeleri sıklıkla eleştiri konusu oluyor. Apple, Google, Amazon ve Meta gibi şirketlerin Avrupa'daki kazançlarının önemli bir kısmını düşük vergili ülkelerde muhasebeleştirdiği biliniyor. AB'nin yeni planı, bu durumu tersine çevirerek adil bir rekabet ortamı yaratmayı hedefliyor.
Ancak böyle bir vergi, yalnızca AB içinde değil, küresel ölçekte de yankı uyandırabilir. Diğer ülkeler, AB'nin attığı adımları örnek alarak kendi dijital vergilerini hayata geçirebilir. Bu da çokuluslu şirketlerin vergi yükünün artması ve kârlılıklarının düşmesi anlamına gelir. Ayrıca, ABD ile AB arasında bir ticaret savaşına yol açma riski de mevcut. ABD Ticaret Temsilciliği, daha önce Fransa'nın dijital vergisine karşılık olarak Fransız şampanya ve peynirlerine ek gümrük vergisi uygulamıştı.
Uzmanlar, AB'nin bu hamlesinin dijital vergilendirme konusunda küresel bir standardın oluşmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak uygulamanın başarısı, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarının giderilmesine ve ABD ile yapıcı bir diyalog kurulmasına bağlı. Aksi halde, vergi planı kağıt üzerinde kalabilir veya ticari misillemelere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin büyük teknoloji şirketlerine yönelik vergi planı, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. Türkiye, OECD küresel asgari kurumlar vergisi anlaşmasını imzalamış bir ülke olarak, benzer bir dijital vergiyi kendi mevzuatına uyarlayabilir. AB'de uygulanacak bir vergi, Google, Meta gibi şirketlerin Türkiye'deki faaliyetlerini de etkileyebilir; bu şirketler maliyet artışını tüketiciye yansıtabilir. Ayrıca, Türkiye'nin AB ile ticari ilişkileri göz önüne alındığında, AB'nin attığı adımlar Türkiye'nin dijital ekonomi politikalarını şekillendirmede referans olabilir. Türkiye'nin de kendi dijital hizmetler vergisini gözden geçirmesi ve uluslararası gelişmelere uyum sağlaması beklenebilir.