Avrupa Komisyonu, ABD'li dijital hizmet şirketlerini doğrudan hedef almak yerine tüm büyük şirketleri kapsayacak geniş bir vergi planı üzerinde çalışıyor. Brüksel merkezli kurum, ekonomik işbirliği ve kalkınma örgütü (OECD) çatısı altında yürütülen küresel asgari kurumlar vergisi müzakerelerinin tıkandığı bir dönemde, kendi iç pazarında adil rekabeti sağlamak ve kamu gelirlerini artırmak için harekete geçmeyi değerlendiriyor. Komisyon yetkililerine göre, planlanan düzenleme, belirli bir sektörü veya ülkeyi işaret etmekten kaçınarak, cirosu belirli bir eşiğin üzerindeki tüm büyük şirketlere uygulanacak bir ek vergi getirebilir.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Birliği, yıllardır ABD merkezli teknoloji devlerinin (Google, Apple, Facebook, Amazon gibi) Avrupa'da elde ettikleri kârlar üzerinden yeterince vergi ödemediklerini savunuyor. Bu şirkelerin, düşük vergili ülkelerde (örneğin İrlanda, Lüksemburg) kazançlarını raporlayarak etkin vergi oranlarını düşürdüğü belirtiliyor. OECD öncülüğünde 2021 yılında 136 ülke, küresel asgari kurumlar vergisi oranını %15 olarak belirleme konusunda anlaşmaya varmıştı. Ancak ABD'nin bu anlaşmayı iç onay sürecinden geçirememesi ve bazı ülkelerin çekinceleri nedeniyle uygulama gecikti. Bu boşlukta harekete geçen Avrupa Komisyonu, dijital hizmet vergisi (DST) gibi sektörel bir çözüm yerine, daha geniş tabanlı bir vergi ile hem uluslararası mutabakata uyum sağlamayı hem de ABD ile ticaret gerilimini yumuşatmayı hedefliyor. Komisyon'un önerisi henüz taslak aşamasında olup, önümüzdeki aylarda üye ülkelere sunulması bekleniyor. Verginin oranı ve kapsamı konusunda ise farklı seçenekler masada.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB'nin bu hamlesi, küresel vergi rekabeti ve dijital ekonomiye yönelik düzenlemeler açısından kritik bir dönemeçte geliyor. ABD ile Avrupa arasında dijital vergiler nedeniyle yaşanan gerilim, son yıllarda ticaret savaşlarını tetikleme potansiyeli taşıyordu. Özellikle Fransa'nın dijital hizmet vergisi uygulaması, ABD'nin Fransız şampanyasına ve lüks ürünlerine yönelik misilleme tehditlerine yol açmıştı. Komisyon'un yeni yaklaşımı, bu tür sektörel ve ülke bazlı çatışmaları önlemeyi amaçlıyor. Ayrıca, küresel asgari vergi anlaşmasının hayata geçirilmesi için bir katalizör işlevi görebilir. Eğer AB kendi içinde geniş bir vergi uygularsa, diğer büyük ekonomiler üzerinde de benzer adımlar atma yönünde baskı oluşabilir. Öte yandan, ABD'de yeni yönetimin vergi politikaları ve uluslararası işbirliğine yaklaşımı, sürecin seyrini belirleyecek. Uzmanlar, AB'nin tek taraflı hareket etmesinin kısa vadede vergi gelirlerini artırsa da, uzun vadede küresel vergi mimarisinde parçalanmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle Komisyon, adımı OECD süreciyle uyumlu hale getirmeye özen gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa Birliği'nin büyük şirketlere yönelik geniş kapsamlı vergi planı, Türkiye'yi doğrudan hedef almasa da dolaylı etkileri olabilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği üyesi olarak ticari ilişkilerde önemli bir ortak. AB'de uygulanacak yeni vergi, Türk ihracatçılarını doğrudan etkilemeyebilir; ancak AB'de faaliyet gösteren Türk kökenli büyük şirketler veya iştirakleri için ek maliyet yaratabilir. Daha geniş perspektifte, küresel asgari kurumlar vergisi uygulamaları Türkiye'nin de vergi politikalarını gözden geçirmesine yol açabilir. Türkiye, yabancı yatırımı çekmek için düşük vergi oranları sunan bir ülke konumunda; küresel asgari vergi düzenlemeleri bu avantajı azaltabilir. Ayrıca, dijital ekonominin vergilendirilmesi konusunda Türkiye'nin de kendi dijital hizmet vergisi bulunuyor ve bu alandaki uluslararası gelişmeleri yakından takip etmesi gerekiyor.