Avrupa Birliği'nin 2028-2034 dönemini kapsayacak yeni bütçe taslağı, üye ülke başkentlerinde 'kurbanlık kuzu' olarak nitelendiriliyor. Brüksel'den sızan ilk taslağa göre, AB Komisyonu'nun önerdiği harcama planı, birçok üye ülkenin kırmızı çizgilerine takılıyor. Özellikle tarım sübvansiyonları ve uyum fonlarında öngörülen kesintiler, Almanya ve Fransa başta olmak üzere güçlü ülkelerin tepkisini çekiyor. Bütçe görüşmelerinin önümüzdeki haftalarda tırmanması beklenirken, AB'nin yeni dönemdeki öncelikleri rekabetçilik, yeşil dönüşüm ve savunma harcamaları olarak şekilleniyor. Ancak bu alanlara aktarılacak kaynakların büyüklüğü, geleneksel harcama kalemlerinde ciddi fedakarlıklara yol açacak gibi görünüyor.
Bütçe krizi ve üye ülkeler arasındaki derin ayrışma
AB Komisyonu'nun hazırladığı ilk bütçe taslağı, üye ülkeler arasında şimdiden ciddi bir ayrışmaya neden oldu. Özellikle Ortak Tarım Politikası (CAP) ve yapısal fonlarda önerilen %15'e varan kesintiler, Doğu Avrupa ülkeleri tarafından 'kabul edilemez' olarak nitelendiriliyor. Polonya ve Macaristan gibi ülkeler, bu fonların ekonomik kalkınmaları için hayati olduğunu vurgularken, Almanya ve Hollanda gibi net katkı sağlayıcılar ise bütçenin sürdürülebilirliği için reform çağrısı yapıyor.
Taslağın en tartışmalı yanlarından biri de savunma harcamalarına ayrılan payın artırılması. Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle AB'nin ortak savunma fonunu üç katına çıkarma planı, özellikle tarafsızlık politikası izleyen ülkeler tarafından sorgulanıyor. Avusturya ve İrlanda gibi ülkeler, bu harcamaların AB'nin sivil güç kimliğine zarar vereceğini savunuyor. Öte yandan, Baltık ülkeleri ve Polonya, Rus tehdidine karşı daha fazla ortak savunma yatırımı yapılması için baskı yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Teknoloji bağımlılığına karşı stratejik otonomi
AB bütçe taslağında dikkat çeken bir diğer başlık ise Avrupa'nın ABD teknolojisine bağımlılığını azaltma planları. 'Dijital egemenlik' adı altında toplanan bu girişim, yarı iletken üretimi, bulut altyapısı ve yapay zeka alanlarında Avrupa merkezli çözümler geliştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, Avrupa Yonga Yasası'nın (European Chips Act) bütçesi iki katına çıkarılarak 15 milyar avroya yükseltiliyor. Ayrıca, ortak bir Avrupa bulut platformu oluşturmak için 10 milyar avroluk bir fon ayrılması öngörülüyor.
Bu değişimlerin küresel teknoloji dengelerini etkilemesi bekleniyor. ABD'li teknoloji devleri Google, Microsoft ve Amazon'un Avrupa pazarındaki hakimiyeti sarsılırken, Çin merkezli alternatiflerin de devreye girmesi olası. Ancak AB'nin bu alandaki hamleleri, Washington yönetimi tarafından 'ticari korumacılık' olarak yorumlanabilir. Özellikle ABD'de Kongre'deki 'Dijital Ticaret ve Rekabetçilik' komitesi, Avrupa'nın bu planlarını yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB bütçe tartışmaları ve teknoloji bağımlılığını azaltma girişimleri, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Ankara, AB'nin savunma harcamalarını artırma planından NATO ittifakı çerçevesinde olumlu etkilenebilir. Ancak Türkiye'nin AB ile gümrük birliğinin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konular, bütçe krizinin gölgesinde kalabilir. Öte yandan, AB'nin teknoloji bağımlılığını azaltma çabaları, Türkiye'nin yerli savunma sanayii ve yazılım firmaları için yeni işbirlikleri doğurabilir. Fakat AB'nin bu alandaki fonlarına erişim için aday ülke statüsünün avantaja dönüştürülmesi gerekiyor. Sonuç olarak, Brüksel'deki bu dönüşüm süreci, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir sayfa açma potansiyeli taşıyor.