Avrupa Birliği'nin Salı günü açıkladığı Arktik politikası, Çin'i Rusya ile bağlantılı bir tehdit olarak çerçeveleyerek transatlantik güvenlik ittifakını güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak Çinli analistler, Avrupa'nın bu yaklaşım yerine Pekin ile Arktik'te denizcilik güzergahlarının geliştirilmesi konusunda işbirliği yapması gerektiğini belirtiyor. AB'nin açıklamasının ardından değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, Avrupa'nın bölgede istikrar ve ekonomik fırsatlar için Çin ile ortaklık kurabileceğini vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
Avrupa Birliği'nin Arktik politikası, iklim değişikliğinin etkisiyle eriyen buzulların yeni deniz ticaret yolları açması ve bölgedeki jeopolitik rekabetin artması bağlamında şekilleniyor. AB, uzun süredir Arktik'te sürdürülebilir kalkınma, çevre koruma ve bölgesel işbirliği vurgusu yapıyordu. Ancak son dönemde Rusya'nın bölgedeki askeri varlığını artırması ve Çin'in de Arktik'teki ekonomik ve bilimsel faaliyetlerini genişletmesi, Batı başkentlerinde endişelere yol açtı. AB'nin yeni politika belgesi, Çin'i açıkça Rusya ile ilişkilendirerek, Pekin'in bölgedeki artan etkisini bir güvenlik sorunu olarak tanımlıyor.
Çinli analistler ise bu çerçevelemeye itiraz ediyor. Çin'in Arktik'teki rolünün yapıcı olduğunu savunan uzmanlar, ülkenin bölgede bilimsel araştırmalar, altyapı yatırımları ve denizcilik işbirliği yoluyla katkı sağladığını belirtiyor. Çin'in 2018'de yayımladığı Arktik politika belgesinde kendisini "yakın Arktik devleti" olarak tanımlaması ve Kuşak-Yol girişiminin bir parçası olarak kutup ipek yolu konseptini ortaya atması, Batı'da kuşkuyla karşılanmıştı. Ancak Pekin, bu girişimlerin ticari ve bilimsel amaçlı olduğunu, askeri bir boyut taşımadığını vurguluyor.
AB'nin politikası, özellikle Kuzey Kutbu'ndaki erime hızlandıkça stratejik önem kazanan yeni deniz yolları üzerindeki rekabeti yansıtıyor. Kuzeydoğu Geçidi olarak bilinen ve Rusya'nın kuzey kıyılarını takip eden rota, Asya ile Avrupa arasındaki nakliye süresini önemli ölçüde kısaltma potansiyeli taşıyor. Çin, bu rotayı kullanarak ticaretini çeşitlendirmek ve Süveyş Kanalı'na bağımlılığını azaltmak istiyor. Avrupa ise hem bu fırsattan yararlanmak hem de rotanın kontrolünü Rusya ve Çin'e kaptırmamak arasında bir denge kurmaya çalışıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Arktik, son yıllarda küresel güçlerin ilgi odağı haline geldi. Bölgede zWİMİNİN zengin doğal kaynakları, eriyen buzulların açtığı yeni deniz yolları ve bilimsel araştırma potansiyeli, ABD, Rusya, Çin ve Avrupa ülkeleri arasında rekabeti artırıyor. ABD, Arktik'teki etkinliğini artırmak için yeni stratejiler açıklarken, NATO da bölgedeki varlığını güçlendiriyor. Rusya ise Kuzey Filosu'nu modernize ederek bölgedeki askeri kapasitesini artırıyor.
Çin, Arktik Konseyi'nde gözlemci statüsüne sahip ve bölgedeki bilimsel araştırmalara aktif olarak katılıyor. Ülkenin buzdolapları ve araştırma istasyonları bulunuyor. Çinli yetkililer, Arktik'teki faaliyetlerin uluslararası hukuka uygun olduğunu ve bölge ülkeleriyle işbirliği içinde yürütüldüğünü belirtiyor. AB'nin Çin'i Rusya ile birlikte tehdit olarak görmesi, Pekin'in bölgedeki meşru çıkarlarını göz ardı etmek olarak yorumlanıyor.
Uzmanlar, Avrupa'nın Arktik politikasında Çin'i dışlamak yerine, iklim değişikliğiyle mücadele, denizcilik güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma gibi ortak çıkar alanlarında işbirliği yapması gerektiğini savunuyor. Çin'in Arktik'teki ekonomik yatırımları, özellikle altyapı ve enerji projelerinde Avrupa şirketleri için fırsatlar sunabilir. Ayrıca, Kuzeydoğu Geçidi'nin ticari kullanımı, Avrupa'nın Asya ile ticaretinde yeni kapılar açabilir. Bu potansiyelin değerlendirilmesi için Avrupa'nın Çin ile diyalog kanallarını açık tutması gerekiyor.
Ancak transatlantik ilişkiler ve NATO çerçevesinde Çin'e yönelik artan şüphecilik, Avrupa'nın manevra alanını daraltıyor. ABD'nin Çin'i bir tehdit olarak görmesi ve müttefiklerinden de benzer bir tutum almasını beklenmesi, Avrupa'nın bağımsız bir Arktik politikası geliştirmesini zorlaştırıyor. Yine de Çinli analistler, Avrupa'nın kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek Çin ile işbirliği yapabileceğini ve bunun bölgesel istikrara katkı sağlayacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Arktik bölgesine coğrafi olarak uzak olsa da, küresel ticaret yollarındaki değişim ve enerji kaynaklarına erişim açısından dolaylı etkiler hissedebilir. Kuzeydoğu Geçidi'nin açılması, Asya-Avrupa ticaretinde alternatif rotalar yaratırken, Türkiye'nin Orta Koridor girişimi gibi projeler üzerindeki etkisi sınırlı olabilir. Ancak Çin'in Arktik'te artan varlığı, Pekin'in küresel ticaret ağlarını çeşitlendirme çabasının bir parçası olarak görülmeli. Türkiye, Çin ile geliştirdiği işbirliğini koruyarak, Arktik'teki gelişmeleri yakından takip etmeli. Ayrıca, iklim değişikliğinin tetiklediği bu yeni jeopolitik rekabet, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerindeki hesaplamalarında dikkate alınması gereken bir faktör olarak öne çıkıyor.