Avrupa Adalet Divanı (ECJ), Almanya'nın reddedilen sığınmacılara sağladığı sosyal yardımların AB hukukuna aykırı olduğuna karar verdi. Mahkeme, sığınma başvurusu reddedilen kişilere yalnızca hayatta kalmaya yetecek asgari düzeyde yardım yapılmasının, AB Temel Haklar Şartı'nda güvence altına alınan insan onuruna saygı ilkesini ihlal ettiğini belirtti. Karar, Almanya'nın 2019'da yürürlüğe koyduğu ve sığınmacıların temel ihtiyaçlarını karşılamak için aldıkları yardımları kısıtlayan 'Sığınmacı Yardımları Yasası'ndaki düzenlemeleri hedef alıyor. ECJ, bu tür yardımların, başvuru sahiplerinin 'insan onuruna yakışır bir yaşam sürmelerini' sağlayacak seviyede olması gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Karar, Almanya'nın Köln kentinde yaşayan ve sığınma başvurusu reddedilen bir Somalili ailenin açtığı dava sonucunda alındı. 2019 yılında yürürlüğe giren yasa, reddedilen sığınmacılara verilen aylık yardım miktarını yaklaşık 100 avroya indirmişti. ECJ, bu miktarın temel gıda, barınma ve sağlık gibi ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu belirtti. Mahkeme, AB üyesi ülkelerin, sığınmacıların statülerine bakılmaksızın onurlu bir yaşam sürmelerini sağlamakla yükümlü olduğunu hatırlattı. Almanya'da halihazırda yaklaşık 200 bin reddedilmiş sığınmacı bulunuyor ve bunların bir kısmı ülkeden ayrılmayı reddediyor ya da sınır dışı edilemiyor.
Almanya İçişleri Bakanlığı, kararı 'hayal kırıklığı yaratan' olarak nitelendirdi ve mevcut sistemin sığınmacıları ülkeden ayrılmaya teşvik etme amacını taşıdığını savundu. Ancak ECJ, bu tür caydırıcı önlemlerin, AB hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu açıkça ortaya koydu. Karar, Almanya'nın göç politikasında yeni bir düzenlemeye gitmesini zorunlu kılacak. Uzmanlar, yardımların yeniden belirlenmesi halinde Almanya'nın yılda ek 500 milyon avro harcama yapmak zorunda kalabileceğini tahmin ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ECJ'nin bu kararı, Avrupa genelinde sığınmacılara yönelik sosyal yardım politikalarını etkileme potansiyeline sahip. Birçok AB ülkesi, sığınmacıların sayısını azaltmak için benzer caydırıcı önlemler uyguluyor. Karar, bu ülkelerin de yardım seviyelerini gözden geçirmesine yol açabilir. Öte yandan, AB'nin yeni Göç ve İltica Paktı'nın uygulanmasına yönelik tartışmalar devam ederken, ECJ'nin bu kararı sığınmacı hakları savunucuları tarafından memnuniyetle karşılandı. Pakt, sınır dışı süreçlerini hızlandırmayı ve sığınmacıların AB içinde dağılımını düzenlemeyi hedefliyor. Ancak eleştirmenler, paktın sığınmacıların temel haklarını kısıtlayabileceği uyarısında bulunuyor.
ECJ'nin kararı, AB hukukunun üye ülkelerin ulusal politikalarını sınırlama gücünü bir kez daha gösterdi. Sığınmacı hakları konusunda AB düzeyinde bir standart oluşturulması çağrıları da artıyor. Karar, hem Almanya'da hem de diğer AB ülkelerinde sığınmacılara yönelik politikaların yeniden şekillenmesine neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ECJ'nin bu kararı, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü göç anlaşmaları ve mülteci politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, 2016 tarihli AB-Türkiye Göç Anlaşması kapsamında sığınmacıların geri kabulünü üstlenmiş durumda. Karar, AB'nin sığınmacılara yönelik insani standartları yükseltme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin Suriyeli mültecilere yönelik politikalarını AB normlarına uyumlaştırma baskısını artırabilir. Öte yandan, AB'nin sığınmacı hakları konusundaki bu tutumu, Türkiye'nin anlaşma kapsamında mali destek taleplerini güçlendirebilir. Ancak kısa vadede doğrudan bir etki beklenmiyor.