Avrupa Birliği (AB), ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik yaptırım açıklamasını Cuma günü "derin üzüntü verici" olarak değerlendirdi. AB, mahkemenin bağımsızlığını ve faaliyetlerini koruma taahhüdünü yinelerken, uluslararası hukuk düzenine bağlılığını vurguladı. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, AB'nin açıklaması, Washington'un UCM yetkililerine yönelik yaptırım kararının ardından geldi. AB, "Avrupa Birliği, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin sürekli bir destekçisi olmuştur" ifadelerine yer verdi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yönelik yaptırım kararını açıkladı. Bu karar, UCM'nin İsrail ve Filistin topraklarındaki olası savaş suçlarına ilişkin soruşturmalarına bir yanıt olarak görülüyor. ABD, daha önce de UCM'ye yönelik eleştirilerini dile getirmiş ve mahkemenin yetkisini tanımadığını belirtmişti. ABD'nin yaptırım kararı, UCM savcıları ve yargıçlarına yönelik vize kısıtlamaları ve mali yaptırımları içerebilir. Bu adım, uluslararası hukuk camiasında geniş yankı uyandırdı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi adına yapılan açıklamada, "AB, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin bağımsızlığını ve tarafsızlığını korumaya kararlıdır. Mahkeme, uluslararası adaletin temel taşıdır ve yaptırımlar, küresel adalet arayışına zarar verir" denildi. AB, tüm devletleri UCM ile işbirliği yapmaya ve mahkemenin çalışmalarını desteklemeye çağırdı.
UCM, 2002 yılında Roma Statüsü ile kuruldu ve soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçlarını soruşturma yetkisine sahip. ABD, Roma Statüsü'ne taraf değil. Ancak UCM, üye ülkelerin topraklarında veya vatandaşları tarafından işlenen suçları yargılayabilir. ABD'nin yaptırım kararı, UCM'nin İsrail'e yönelik soruşturmalarını engellemeye yönelik bir hamle olarak yorumlanıyor. İsrail, UCM'nin kendisine karşı önyargılı olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin yaptırım kararı, uluslararası toplumda bölünmelere yol açabilir. Avrupa Birliği ülkeleri, UCM'nin güçlü destekçileri arasında yer alıyor. Almanya, Fransa, İtalya gibi ülkeler, mahkemenin bağımsızlığını savunuyor. AB'nin tepkisi, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Öte yandan, ABD'nin kararı, UCM'nin meşruiyetini sorgulayan diğer ülkeler tarafından da desteklenebilir. Rusya, Çin gibi ülkeler de UCM'ye mesafeli duruyor.
UCM, son yıllarda artan siyasi baskılarla karşı karşıya. 2020'de ABD, dönemin Başkanı Donald Trump döneminde UCM savcısı ve ailesine yaptırım uygulamıştı. O dönemde de AB ve diğer müttefikler tepki göstermişti. Şimdi benzer bir kriz tekrarlanıyor. UCM Savcılığı, İsrail'in Gazze'deki eylemleri ve Filistinli grupların suçlarına ilişkin soruşturma yürütüyor. Bu soruşturma, İsrail ve ABD tarafından sert şekilde eleştiriliyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, ABD'nin yaptırımlarının UCM'nin işleyişini zorlaştırabileceğini, ancak mahkemenin tamamen felç olmayacağını belirtiyor. UCM'nin 123 üye ülkesi var ve bu ülkeler mahkemenin kararlarını uygulamakla yükümlü. Ancak ABD'nin yaptırımları, UCM yetkililerinin seyahat özgürlüğünü kısıtlayabilir ve mali kaynaklarını dondurarak soruşturmaları yavaşlatabilir. AB, bu tür adımların uluslararası adalet sistemine zarar verdiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taraf değil ancak uluslararası hukukun üstünlüğüne ve adalete önem veren bir ülke. ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel istikrarı etkileyebilir. Türkiye, Filistin meselesinde İsrail'in eylemlerini eleştiriyor ve uluslararası soruşturmaları destekliyor. AB'nin tepkisi, Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerinde ortak bir zemin oluşturabilir. Ayrıca, yaptırımların uluslararası hukuku zayıflatması, Türkiye'nin Suriye, Irak gibi bölgelerdeki çıkarlarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak uluslararası adaletin korunması için çaba göstermeye devam edecektir.