Deniz Piyadesi gazisi Joslin Joseph, ABD hükümetinin 11 Eylül 2001 saldırılarına müdahale edenleri ve savaş bölgelerinde görev yapan gazileri toksik maddelere maruz kalmaktan korumada başarısız olduğunu savunuyor. Joseph, Ground Zero enkazında ve askeri üslerdeki yakma çukurlarında (burn pits) zehirli dumanlara maruz kalan binlerce kişinin hâlâ sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini vurguluyor. Bu durum, ABD'nin 20 yılı aşkın süredir görmezden geldiği bir halk sağlığı krizini gözler önüne seriyor.
Ground Zero ve Yakma Çukurları: İki Farklı Felaketin Ortak Paydası
11 Eylül saldırılarının ardından Dünya Ticaret Merkezi'nin enkazında çalışan itfaiyeciler, polisler, inşaat işçileri ve gönüllüler, asbest, kurşun, cıva ve kanserojen dumanlara maruz kaldı. Aradan geçen yirmi yılı aşkın sürede on binlerce kişiye kanser, solunum yolu hastalıkları ve kronik rahatsızlıklar teşhisi kondu. ABD hükümeti ancak 2010'da James Zadroga 9/11 Sağlık ve Tazminat Yasası'nı kabul ederek bu kişilere sağlık hizmeti ve maddi destek sağlamaya başladı; yasa 2015 ve 2019'da genişletildi.
Benzer bir trajedi, Irak ve Afganistan'daki ABD askeri üslerinde yaşandı. Askeri atıkların açık alanda yakılmasıyla oluşan dev "yakma çukurları", plastik, elektronik, tıbbi atık, boya ve kimyasal maddelerin zehirli dumanını üsse yayıyordu. Milyonlarca asker ve askeri personel bu dumanı soludu. Birçok gazi, kanser, akciğer hastalıkları, nörolojik bozukluklar ve doğum kusurlarıyla boğuşuyor. Savunma Bakanlığı, yakma çukurlarının sağlık üzerindeki etkilerini yıllarca kabul etmedi; ancak 2022'de kabul edilen PACT Yasası ile bu gazilere sağlık yardımı sağlandı.
Devletin Sorumluluğu ve Mücadeledeki Eksiklikler
Joslin Joseph, hükümetin hem 9/11 müdahale ekiplerine hem de yakma çukuru mağduru gazilere yönelik tutumunu eleştiriyor. Ona göre, devlet zehirli maddelere maruz kalanları korumak için yeterli önlemi almadı; üstelik sağlık sorunlarını belgelemek ve tazminat almak isteyenler bürokratik engellerle karşılaştı. Joseph, "Hükümet bizi savaşa gönderdiğinde ve enkazda çalışmamızı istediğinde, bizi korumakla yükümlüydü. Ama bizi görmezden geldi" diyor.
Özellikle yakma çukurları konusunda savunma yetkilileri, uzun süre bu uygulamanın güvenli olduğunu savundu. Ancak 2008'de askeri sağlık raporları, dumanın solunmasının ciddi risk taşıdığını ortaya koydu. Buna rağmen yakma çukurları Irak ve Afganistan'da yıllarca kullanılmaya devam etti. Gaziler, sağlık sorunlarının tanınması için on yıl boyunca mücadele etti. Bugün PACT Yasası sayesinde birçok gazi sağlık hizmetine erişebiliyor; ancak başvuru süreçleri hâlâ karmaşık ve yavaş işliyor.
9/11 mağdurları için ise durum farklı değil. Zadroga Yasası kapsamında 100 binden fazla kişi sağlık taramasından geçti ve on binlerce kişiye kanser teşhisi kondu. Ancak tazminat başvurularındaki gecikmeler ve reddedilen talepler, mağdurların mağduriyetini artırıyor. Joslin Joseph, "İki farklı olayda da aynı hikâye: zehirli maddelere maruz bırakıldık, sonra unutulduk" diyerek benzerliğe dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Toksik Maruziyet Sadece ABD'nin Sorunu Değil
ABD'nin yaşadığı bu deneyim, dünya genelinde askeri operasyonların ve endüstriyel kazaların yarattığı toksik maruziyet sorununun bir parçası. Irak, Afganistan, Suriye gibi savaş bölgelerinde yerel halk da benzer şekilde zehirli maddelere maruz kaldı. Örneğin, Irak'taki yakma çukurları sadece ABD askerlerini değil, üs çevresinde yaşayan sivilleri de etkiledi. Bu durum, uluslararası hukukta çevresel ve sağlık hakları ihlali tartışmalarını gündeme getiriyor.
NATO ve diğer uluslararası kuruluşlar, askeri faaliyetlerin çevresel ve sağlık etkilerini değerlendirme konusunda yetersiz kalıyor. Özellikle "yakma çukuru" uygulaması, sadece ABD'ye özgü değil; İngiltere, Kanada gibi ülkelerin askerleri de benzer risklerle karşılaştı. Bu nedenle, konu uluslararası bir sorumluluk ve tazminat meselesi haline geliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin çevresel savaş suçları konusundaki yavaş ilerlemesi, mağdurların adalet arayışını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer toksik maruziyet risklerini hem kendi askeri operasyonlarında hem de sınır ötesi bölgelerde yaşayabilir. Özellikle Suriye ve Irak'ta yürütülen operasyonlarda, askeri atıkların yakılması veya kimyasal maddelere maruz kalma riski bulunuyor. ABD'deki tartışmalar, Türkiye'nin de asker sağlığı ve çevresel koruma konusunda önleyici politikalar geliştirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak, ittifak içinde toksik maruziyet standartlarının iyileştirilmesi yönünde baskı yapması faydalı olabilir. Bu haber, askeri personelin ve sivillerin sağlığının ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu hatırlatıyor.