İsrail'in güneyindeki Kfar Aza kibbutzunda yaşayan ikiz kardeşler Gali ve Ziv Berman, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırıda rehin alındı. Bir yıl önce serbest bırakılan kardeşler, şimdi özgürlüğe uyum sağlama ve hayatlarını yeniden inşa etme sürecinde zorluklarla karşılaşıyor. Yaşadıkları travma, esaret döneminde maruz kaldıkları koşullar ve serbest kaldıktan sonraki adaptasyon süreci, İsrail toplumunda rehinelerin uzun vadeli rehabilitasyonu konusunu gündeme getiriyor.
Esaret Günleri ve Serbest Bırakılma Süreci
Gali ve Ziv Berman, 7 Ekim saldırısında evlerinden zorla çıkarılarak Gazze'ye götürüldü. O gün yaklaşık 240 kişi rehin alınmıştı. Kardeşler, yaklaşık bir yıl boyunca Hamas'ın elinde tutuldu. Bu süre zarfında aileleri, onların akıbeti hakkında sınırlı bilgi alabildi ve büyük bir belirsizlik yaşadı. Kasım 2023'te varılan ateşkes anlaşması kapsamında bir grup rehine serbest bırakıldı ancak Gali ve Ziv o sırada serbest kalanlar arasında değildi. Onların serbest bırakılması, ancak bir yıl sonra, 2024 yılındaki müzakereler sonucunda gerçekleşti. Serbest bırakılma anı, aileleri için sevinç gözyaşlarına boğuldukları bir an olsa da, sonrasında yaşanan psikolojik ve sosyal zorluklar beklediklerinden çok daha karmaşık çıktı.
Özgürlüğe Uyum: Görünmeyen Zorluklar
Serbest bırakıldıktan sonra Gali ve Ziv, fiziksel ve psikolojik sağlık sorunlarıyla mücadele etti. Esaret sırasında yetersiz beslenme, tıbbi ihmal ve sürekli korku ortamına maruz kaldılar. İsrail sağlık yetkilileri, serbest bırakılan rehinelerin çoğunda travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), anksiyete ve depresyon belirtileri görüldüğünü belirtiyor. Kardeşler, tedavi sürecinde psikolojik destek aldı ancak normal hayata dönüş, sandıklarından çok daha yavaş ilerliyor. Gali ve Ziv, bir yıl geçmesine rağmen hâlâ seslere, kalabalığa ve ani hareketlere karşı aşırı tepki veriyor. Uyku düzenleri bozuk, kabuslar görüyorlar. Ayrıca, esaret döneminde yaşadıkları travmatik anılar, günlük yaşamlarını derinden etkiliyor. Kardeşler, zaman zaman kendilerini yeniden kaçırılacakmış gibi hissettiklerini dile getiriyor.
Aileleri ve arkadaşları, onların iyileşme sürecine destek olmak için yoğun çaba harcıyor. Ancak uzmanlar, rehinelerin rehabilitasyonunun yıllar sürebileceğini ve toplumun bu konuda daha fazla farkındalık geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. İsrail hükümeti, serbest bırakılan rehineler için özel bir rehabilitasyon programı başlattı. Bu program kapsamında psikolojik danışmanlık, tıbbi tedavi ve sosyal entegrasyon desteği sağlanıyor. Ancak Gali ve Ziv gibi bazı rehineler, bürokratik engeller ve kaynak yetersizliği nedeniyle yeterli desteği alamadıklarını ifade ediyor.
İsrail Toplumunda Rehinelerin Durumu
7 Ekim saldırısının üzerinden iki yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, İsrail toplumu hâlâ rehinelerin akıbeti ve serbest bırakılanların yaşadığı zorluklarla meşgul. Kamuoyu, hükümetin rehinelerin serbest bırakılması için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini savunuyor. Aynı zamanda, serbest bırakılan rehinelerin uzun vadeli bakımı için ayrılan bütçenin yetersiz olduğu eleştirileri yükseliyor. Gali ve Ziv'in hikâyesi, sadece İsrail'de değil, uluslararası alanda da yankı buldu. Birçok ülke, rehinelerin serbest bırakılması için çağrıda bulundu ve insani yardım kuruluşları, Gazze'deki rehinelerin durumuna dikkat çekti. Ancak Hamas'ın elinde hâlâ çok sayıda rehine olduğu düşünülüyor. Bu durum, bölgede kalıcı bir barışın sağlanması için rehine sorununun çözülmesi gerektiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim saldırıları sonrası İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalarda arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışmış, insani yardım ve esir değişimi konularında diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze'ye insani yardım ulaştırılması, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani değerler açısından öncelik verdiği konular arasındadır. Gali ve Ziv Berman gibi rehinelerin yaşadığı travma, Türkiye'nin de savunduğu uluslararası hukuk ve insan hakları perspektifinden önem taşır. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri ve Filistin meselesindeki tutumu, bu tür insani krizlerde denge politikası izlemesini gerektiriyor. Bölgesel güvenlik ve istikrar için rehinelerin serbest bırakılması ve kalıcı ateşkes, Türkiye'nin de arzu ettiği bir sonuçtur.