ABD Başkanı, Güney Amerika'dan deniz yoluyla yapılan uyuşturucu sevkiyatlarını durdurmak için başlatılan 'Operation Southern Spear' (Güney Mızrağı Harekâtı) adlı askeri operasyonun kokain trafiğini neredeyse tamamen sona erdirdiğini açıkladı. Ancak Pentagon ve Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) analistlerinin hazırladığı raporlar, bu iddianın aksini ortaya koyuyor. Son iki yılda 67 tekne saldırısı yaşanırken, 221 kişi hayatını kaybetti; buna rağmen kokain sevkiyatları hız kesmeden devam ediyor.
Operasyonun ilk aşamaları ve gözle görülür düşüş
Operasyonun ilk aylarında, Karayip Denizi ve Doğu Pasifik'teki uyuşturucu sevkiyatlarında belirgin bir azalma yaşandı. ABD Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın verilerine göre, 2024 yılının ilk çeyreğinde ele geçirilen kokain miktarı önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 40 azaldı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, bu düşüşün operasyonun başarısı olarak yorumlandığı belirtildi.
Ancak DEA raporları, bu düşüşün kalıcı olmadığını gösteriyor. Söz konusu raporlara göre, uyuşturucu kartelleri operasyonun yoğunlaştığı bölgelerden kaçınarak rotalarını değiştirdi ve daha az devriye geçilen alanları kullanmaya başladı. Böylece 2024'ün ikinci yarısından itibaren sevkiyatlar yeniden eski seviyelerine ulaştı. Pentagon'un istihbarat birimi, bu durumu 'yer değiştirme etkisi' olarak nitelendiriyor.
Saldırı ve ölüm sayılarındaki artış da dikkat çekiyor. 67 tekne saldırısının çoğu, ABD Sahil Güvenlik ekiplerine yönelik olarak gerçekleştirildi. Karteller, sevkiyatları korumak için daha agresif taktikler benimsedi; bazı tekneler, devriye gemilerine rampa etmeye çalışırken, bazılarında silahlı çatışmalar yaşandı. 221 ölümün önemli bir kısmı bu çatışmalarda meydana geldi.
Siyasi tartışmaların odağında uyuşturucuyla mücadele
Başkanın 'zafer' ilanı, Kongre'de muhalefet tarafından hemen eleştirildi. Demokrat Parti senatörlerinden Carlos Moreno, 'Bu açıklama, halkımıza gerçeği yansıtmıyor. Sahadaki veriler, kokainin bir kez daha akışta olduğunu gösteriyor' dedi. Cumhuriyetçi Parti'den gelen bazı isimler ise operasyonun yeterince finanse edilmesi gerektiğini savundu. Beyaz Saray Sözcüsü Jennifer Patel ise yaptığı açıklamada, 'Operasyonun ilk sonuçları umut verici. Ancak uyuşturucuyla mücadele uzun soluklu bir çabadır, tek bir operasyonla tamamen çözülemeyeceğini biliyoruz' ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, deniz yoluyla yapılan uyuşturucu sevkiyatlarının tamamen durdurulmasının zor olduğunu, çünkü kartellerin her geçen gün daha yaratıcı yöntemler geliştirdiğini belirtiyor. Düşük profilli sürat tekneleri, yarı batırılabilir denizaltılar ve hatta insansız yüzey araçları, yeni çağın uyuşturucu kaçakçılığı araçları arasında sayılıyor.
Küresel uyuşturucu ticaretinde yeni dengeler
ABD'nin baskısı, uyuşturucu rotalarının değişmesine neden oldu. Batı Afrika ülkeleri, özellikle Gine Körfezi, artık kokainin Avrupa'ya geçişinde önemli bir durak haline geldi. Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi'nin (EMCDDA) raporuna göre, Batı Afrika üzerinden Avrupa'ya ulaşan kokain miktarı son iki yılda iki kat arttı. Bu durum, Avrupa ülkelerini de yeni önlemler almaya itiyor. İspanya ve Fransa, Sahil Güvenlik operasyonlarını artırdıklarını duyurdu.
Uyuşturucu kartelleri, gelirlerini çeşitlendirme yoluna giderek, sentetik uyuşturucu üretimine de ağırlık veriyor. DEA raporları, Meksika merkezli kartellerin fentanil üretimini artırdığını, hatta bu maddenin kokainle birlikte paketlendiğini ortaya koyuyor. Tehlikeli bir kombinasyon olan bu karışım, ABD'deki aşırı doz ölümlerinin artmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uyuşturucuyla mücadelede önemli bir aktör olarak biliniyor. Ülke, İran ve Güneydoğu Asya'dan gelen eroin ve sentetik uyuşturucuların Avrupa'ya geçişinde kilit bir köprü konumunda. Karayip ve Pasifik'teki bu gelişmeler, küresel uyuşturucu rotalarının Avrupa'ya yönelmesi anlamına geliyor; bu durum Türkiye üzerindeki transit trafiği artırabilir. Ayrıca, uyuşturucu kartellerinin fentanil gibi sentetik maddelere yönelmesi, Türkiye'de de bu maddelere olan talebin artmasına ve yeni rotaların açılmasına neden olabilir. Türk güvenlik güçlerinin, bu değişen dinamiklere karşı dikkatli olması gerekiyor.