Altı Batılı ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik artan yerleşimci şiddetini 'teşvik eden, destekleyen veya kolaylaştıran' kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulama kararı aldı. ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Fransa'dan oluşan ülkeler grubu, İsrail'in bölgedeki durumu kontrol altına almak için yeterli önlem almaması halinde daha ileri yaptırımların gündeme gelebileceğini duyurdu. Karar, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da tırmanan şiddet olayları ve Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) İsrail işgalini hukuka aykırı bulan tavsiye görüşünün ardından geldi.
Yaptırımların hedefinde kimler var ve neleri kapsıyor?
Açıklamada, yaptırımların özellikle İsrail yerleşimci hareketi içindeki aşırılık yanlısı gruplara ve bu grupları finanse eden kişilere odaklanacağı belirtildi. Yaptırım uygulanan isimler arasında, daha önce ABD tarafından kara listeye alınan Tzav 9 adlı örgütün yanı sıra, yerleşimci şiddetini koordine eden ve Filistin köylerine saldırı düzenleyen Lehava ve Hilltop Youth gibi grupların liderleri de bulunuyor. Yaptırımlar, bu kişi ve kuruluşların ABD finans sistemine erişimini engellemeyi, varlıklarını dondurmayı ve seyahat kısıtlamaları getirmeyi içeriyor. Ayrıca, Batı Şeria'daki yasadışı yerleşimlerin genişletilmesine doğrudan katkı sağlayan bazı İsrailli inşaat şirketleri de hedef alınabilecek.
Karar metninde, 'Bu kişi ve kuruluşlar, Filistinli sivillere, çiftçilere ve topluluklara yönelik sistematik şiddet eylemlerini finanse etmekte, teşvik etmekte veya doğrudan işlemektedir. Bu şiddet, uluslararası insancıl hukukun açık ihlalidir' ifadeleri kullanıldı. Batılı ülkeler, yaptırımların sadece bireysel failleri değil, aynı zamanda bu faaliyetleri mümkün kılan lojistik ve mali ağları da hedef aldığını vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut: Filistin otoritesi ve İsrail hükümeti ne diyor?
Filistin Yönetimi, yaptırım kararını memnuniyetle karşılarken, daha kapsamlı uluslararası müdahale çağrısında bulundu. Filistin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'Bu adımlar yerleşimci terörüne karşı somut bir duruştur, ancak İsrail'in işgal politikalarına son vermek için yeterli değildir' denildi. Öte yandan İsrail hükümeti, yaptırımları 'haksız ve tek taraflı' olarak nitelendirirken, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ofisi, 'Yahudi yerleşimcilere yönelik her türlü uluslararası yaptırım, teröre prim vermektir' şeklinde tepki gösterdi. Netanyahu hükümeti, yerleşimci şiddetini kınamakla birlikte, bu tür dış müdahalelerin İsrail'in egemenliğine saygısızlık olduğunu savunuyor.
Uzmanlar, bu yaptırımların sembolik olmaktan öteye geçebileceğini, çünkü ABD'nin öncülüğündeki koalisyonun, İsrail'e ekonomik ve diplomatik baskıyı artırma potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Özellikle Avrupa Birliği'nin de benzer adımlar atması halinde, yaptırımların İsrail ekonomisi üzerinde önemli etkileri olabilir. Ancak, AB üye ülkeleri arasında bu konuda tam bir mutabakat henüz sağlanmış değil. Macaristan ve Çekya gibi ülkeler, İsrail'e yönelik eleştirilere mesafeli duruyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti vakaları yüzde 50 oranında arttı. Sadece 2024'ün ilk üç ayında 300'den fazla Filistinli, yerleşimci saldırıları veya İsrail askeri operasyonları sonucu hayatını kaybetti. Uluslararası toplum, İsrail'in 1967 sınırlarına çekilmesi ve Filistin devletinin kurulması çağrılarını yinelese de, Netanyahu hükümetinin Batı Şeria'daki yerleşimleri genişletme politikası devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır Filistin davasına verdiği destekle bilinirken, bu tür yaptırım kararlarını prensipte olumlu karşılamaktadır. Ancak Ankara, yerleşimci şiddetine karşı atılan bu adımların iki devletli çözümü canlandırmak için yeterli olmadığını düşünmektedir. Türkiye'nin bölgedeki nüfuzu ve İsrail ile son dönemde normalleşen ilişkileri düşünüldüğünde, bu yaptırımlar Ankara'ya dolaylı bir diplomatik manevra alanı sağlayabilir. Türkiye, hem Filistin yönetimine verdiği desteği sürdürürken hem de uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik daha sert önlemler alınması için lobi faaliyetlerini artırabilir. Aynı zamanda, bu yaptırımların Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği gibi İsrail'le ortak çıkarları olan alanlarda gerilim yaratmaması için dengeli bir dış politika izlemesi bekleniyor.