Küresel birleşme ve satın alma (M&A) piyasası, 2024 yılında 5 trilyon doları aşarak tüm zamanların rekorunu kırmayı hedefliyor. Ancak üçüncü çeyrekte yaşanan yavaşlama, Wall Street'in ivmesini kaybetmesine neden oldu ve anlaşma yapıcıların yılın kalanında kapatması gereken önemli bir fark oluştu. Artan düzenleyici baskılar, yüksek faiz oranları ve jeopolitik belirsizlikler, bu hedefe ulaşmayı zorlaştırıyor. Yılın ilk yarısındaki güçlü performansa rağmen, temmuz-eylül dönemindeki durgunluk piyasa oyuncularını temkinli olmaya itiyor.
Rekor Hedefi ve Üçüncü Çeyrek Gerilemesi
2024 yılına hızlı bir başlangıç yapan küresel M&A piyasası, ilk altı ayda 2,5 trilyon doları aşan anlaşma hacmiyle rekor beklentilerini güçlendirmişti. Ancak üçüncü çeyrekte anlaşma sayısı ve değeri önemli ölçüde düştü. Özellikle büyük ölçekli anlaşmaların (mega deal) ertelenmesi veya iptal edilmesi, yıl sonu hedefine ulaşmayı zorlaştırdı. Wall Street kaynaklarına göre, bu yavaşlamanın arkasında birkaç temel faktör var: yüksek borçlanma maliyetleri, şirket değerlemelerindeki belirsizlikler ve özellikle ABD ile Avrupa'da sıkılaşan antitröst denetimleri.
Buna ek olarak, Çin ekonomisindeki yavaşlama ve Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler, şirketlerin risk iştahını azalttı. Anlaşma yapıcılar, dördüncü çeyrekte geleneksel olarak görülen yıl sonu hareketliliğine güveniyor ancak bu yıl farklı bir tablo ile karşılaşabilirler. Morgan Stanley, Goldman Sachs ve JPMorgan gibi yatırım bankalarının yöneticileri, müşterilerinin daha seçici davrandığını ve stratejik olmayan varlıkları elden çıkarma konusunda isteksiz olduklarını belirtiyor.
Küresel Boyut ve Bölgesel Farklılıklar
M&A piyasasındaki yavaşlama tüm bölgelerde aynı hızda değil. ABD, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki güçlü bilançolarla hala en aktif pazar konumunda. Ancak Avrupa'da enerji ve finans sektörlerinde beklenen konsolidasyon, düzenleyici engeller nedeniyle gecikti. Asya-Pasifik'te ise Çin'in ekonomik toparlanma sinyalleri zayıf seyrederken, Japonya ve Güney Kore'de sınır ötesi anlaşmalar dikkat çekiyor. Gelişmekte olan piyasalarda ise kur dalgalanmaları ve sermaye çıkışları, anlaşma iştahını azaltıyor.
Özel sermaye (private equity) fonları, ellerindeki yüksek miktarda kullanılmayan sermayeye (dry powder) rağmen, borç maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle kaldıraçlı satın alımlarda zorlanıyor. Bu durum, fonların daha küçük ölçekli ve stratejik yatırımlara yönelmesine yol açıyor. Ayrıca, SPAC (özel amaçlı satın alma şirketi) piyasasındaki canlanma da beklenen düzeyde gerçekleşmedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel M&A piyasasındaki dalgalanmalar, Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Türk şirketleri, yabancı yatırımcılar için cazip fırsatlar sunsa da, yüksek enflasyon ve kur oynaklığı nedeniyle değerleme konusunda belirsizlikler yaşanıyor. Özellikle enerji, altyapı ve teknoloji sektörlerinde potansiyel satın almalar gündemde. Ancak küresel fonların risk iştahındaki azalma, Türkiye'ye yönelik yatırım kararlarını geciktirebilir. Yurt dışındaki Türk şirketlerinin birleşme ve satın alma faaliyetleri ise döviz kurlarındaki dalgalanmalardan olumsuz etkilenebilir. Uzun vadede, Türkiye'nin bölgesel bir merkez olma hedefi, istikrarlı bir makroekonomik ortam ve öngörülebilir düzenlemelerle desteklenmeli.