ABD'de 25 eyalet, Başkan Donald Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu son tarifelerin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle federal mahkemede dava açtı. Eyaletler, başkanın tarifelerinin, Yüksek Mahkeme'nin daha önce iptal ettiği ithalat vergilerini geri getirmek için bir bahane olduğunu savunuyor. Dava, ticaret politikalarının kongre yetkisiyle belirlenmesi gerektiği ilkesine dayanıyor ve Amerikan siyasetinde geniş yankı uyandırdı.
Gelişmenin arka planı
Demokrat ve Cumhuriyetçi eyalet başsavcılarından oluşan bir koalisyon, Trump yönetiminin çelik, alüminyum ve çok sayıda tüketici ürününe getirdiği ek gümrük vergilerini yargıya taşıdı. Davacı eyaletler, tarifelerin yalnızca dış ticareti düzenlemek amacı taşımadığını, aynı zamanda iç piyasada dolaylı bir vergi etkisi yaratarak federal hükümetin yetki sınırlarını aştığını ileri sürüyor. Başvuruda, Başkan'ın ulusal güvenlik gerekçesiyle tarife uygulama yetkisini kullanmasının, Yüksek Mahkeme'nin 2022'de iptal ettiği bir uygulamayı hortlatma çabası olduğu vurgulanıyor. Davacılar arasında Kaliforniya, New York ve Illinois gibi büyük ekonomilere sahip eyaletler öne çıkarken, Teksas ve Florida gibi Cumhuriyetçi yönetimler de dava sürecine destek veriyor. Eyaletler, tarifelerin fiyatları artırdığını ve yerel işletmelere zarar verdiğini belirterek, bu politikaların kongrenin onayı olmadan uygulanamayacağını ifade ediyor.
Trump yönetimi ise tarifelerin Amerikan sanayisini korumak ve ticaret açığını kapatmak için gerekli olduğunu savunuyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve başkanın ticaret politikalarını şekillendirme yetkisinin geniş olduğu belirtildi. Ancak hukuk uzmanları, Yüksek Mahkeme'nin federal hükümetin "açık yetki" ilkesine vurgu yapan son kararları göz önüne alındığında, eyaletlerin dava sürecinde güçlü bir konumda olabileceğini yorumluyor.
Dava süreci, ABD Temsilciler Meclisi'nde de yankı buldu. Bazı kongre üyeleri, tarifelerin kongre onayı olmadan uygulanmasının yasama yetkisinin gaspı anlamına geldiğini savunurken, diğerleri başkanın hızlı karar alma mekanizmasının küresel ticarette avantaj sağladığını öne sürüyor. Bu gelişme, Kongre ile Başkanlık arasındaki yetki mücadelesinin yeni bir boyut kazanmasına neden oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin tarife politikalarının küresel ticaret sistemi üzerinde doğrudan etkileri bulunuyor. Başta Çin, Avrupa Birliği ve Kanada olmak üzere birçok ticaret ortağı, bu tarifelere karşı misilleme önlemleri almış durumda. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), ABD'nin tarife uygulamalarının uluslararası ticaret kurallarına aykırı olabileceğini belirtirken, küresel piyasalarda belirsizlik artıyor. Bu dava, yalnızca ABD iç hukukunda değil, aynı zamanda uluslararası ticaret hukuku açısından da emsal teşkil edebilecek bir süreç olarak izleniyor. Eğer yargı, başkanın tarife yetkisini sınırlandırırsa, bu durum diğer ülkelerin de benzer davalar açmasının önünü açabilir ve ABD'nin ticaret politikalarında önemli bir değişime yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ABD'nin ticaret ortaklarını yakından ilgilendiriyor. ABD'nin tarife politikalarındaki bu hukuki belirsizlik, Türkiye'nin ihracat pazarlarında öngörülebilirliği azaltıyor ve ABD pazarına erişim koşullarını etkileyebilir. Türkiye, ABD ile ticari ilişkilerinde benzer tarife engelleriyle karşılaşmış bir ülke olarak, bu davanın sonucunu yakından izliyor. Eğer mahkeme tarifeleri iptal ederse, Türk ihracatçıları için yeni fırsatlar doğabilir ve ticaret hacmi artabilir. Ayrıca bu süreç, küresel ticaret kurallarının daha adil işlemesi açısından Türkiye'nin de uzun süredir dile getirdiği kaygılarla örtüşüyor. Türkiye, DTÖ kurallarının güçlendirilmesi ve keyfi tarife uygulamalarına karşı uluslararası hukukun etkinleştirilmesi gerektiğini savunan ülkeler arasında yer alıyor.