2025 yılı, dünya genelindeki silahlı çatışmaların sayısında endişe verici bir artışa tanıklık etti. Yayımlanan bir rapora göre, bu yıl çatışmaların sayısı tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Rapor ayrıca, sivilleri hedef alan saldırılarda da keskin bir yükseliş olduğu konusunda uyarıyor. Çatışmaların yoğunlaştığı bölgeler arasında Ortadoğu, Afrika ve Asya-Pasifik öne çıkarken, küresel istikrar üzerinde yarattığı tehditler giderek büyüyor.
Küresel çatışma haritası: Hangi bölgeler öne çıkıyor?
Raporda, 2025 yılı itibarıyla dünya genelinde aktif çatışma sayısının 60'ı aştığı belirtiliyor. Bu sayı, Soğuk Savaş sonrası dönemin en yüksek rakamı olarak kaydedildi. Özellikle Orta Doğu'da İsrail-Filistin çatışmasının yanı sıra Suriye, Yemen ve Irak'taki istikrarsızlık, bölgesel güvenliği tehdit etmeye devam ediyor. Afrika'da ise Sahel bölgesi, Nijerya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Somali'deki çatışmalar sivillerin en çok etkilendiği alanlar arasında. Asya-Pasifik'te Myanmar'daki iç savaş ve Hindistan-Pakistan arasındaki Keşmir gerilimi dikkat çekerken, Doğu Avrupa'da Rusya-Ukrayna savaşı da devam ediyor.
Sivillere yönelik saldırılardaki artış uluslararası hukuku zorluyor
Raporun en çarpıcı uyarılarından biri, sivillere yönelik saldırılardaki artış oldu. 2025 yılında sivil kayıplarının bir önceki yıla göre yüzde 25 oranında arttığı ifade ediliyor. Hastanelerin, okulların ve sivil yerleşim alanlarının hedef alınması, uluslararası insancıl hukukun ciddi şekilde ihlal edildiğini gösteriyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği konuya ilişkin endişelerini dile getirirken, uluslararası topluma harekete geçme çağrısı yapıyor. Savaşan tarafların sivil kayıpları önlemek için daha fazla çaba göstermesi gerektiği vurgulanıyor.
Çatışmaların küresel etkileri: Göç, ekonomi ve güvenlik krizi
Artan çatışmalar, yalnızca doğrudan etkilenen bölgeleri değil, tüm dünyayı etkiliyor. Milyonlarca insan yerinden edilirken, küresel göç dalgaları artıyor. Ekonomik olarak, savaşlar tedarik zincirlerini sekteye uğratıyor, enerji ve gıda fiyatlarını yükseltiyor. Ayrıca, silahlanma yarışı ve nükleer tehditler gibi uzun vadeli güvenlik riskleri de gündeme geliyor. Uzmanlar, çatışmaların çözümü için diplomatik girişimlerin yoğunlaştırılması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle doğrudan etkilendiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Artan küresel çatışmalar, sınır güvenliği ve terörle mücadele başta olmak üzere Türk dış politikasını zorlayabilir. Özellikle Suriye ve Irak'taki durum, Türkiye'nin güney sınırları için tehdit oluşturuyor. Ayrıca, Ukrayna savaşının sürmesi, Karadeniz'deki güvenlik dengelerini etkiliyor. Türkiye, hem arabuluculuk rolleriyle hem de insani yardım politikalarıyla bu krizlerin çözümünde aktif bir rol oynuyor.