Donald Trump'ın 2024 başkanlık seçimlerinde Siyah, Hispanik ve genç seçmenler arasında yakaladığı ivme, birçok analist tarafından "kalıcı bir siyasi dönüşüm" olarak yorumlanmıştı. Ancak aradan geçen iki yıl bile dolmadan, bu yeni seçmen koalisyonunun eridiğine dair güçlü sinyaller var. Son dönemde yapılan kapsamlı anket çalışmaları, Başkan Trump'ın özellikle ekonomik kaygılar ve göç politikaları nedeniyle bu kilit demografik grupların desteğini büyük ölçüde yitirdiğini ortaya koyuyor. Peki, 2024 seçimlerindeki bu kayma gerçekten bir "dönüşüm" müydü, yoksa tek seferlik bir tepki miydi?
Yeni Seçmen Koalisyonunun Çöküşü
2024 kampanyası sırasında Trump, geleneksel olarak Demokrat Parti'ye oy veren azınlık ve genç seçmenleri etkilemek için büyük çaba harcamış, özellikle ekonomik vaatler ve göçmen karşıtı söylemlerle bu kitleleri kazanmayı başarmıştı. Seçim gecesi elde edilen veriler, Siyah seçmenlerin yaklaşık yüzde 20'sinin, Hispanik seçmenlerin ise yüzde 40'ına yakınının Trump'a oy verdiğini gösteriyordu. Bu oranlar, son 40 yılın en yüksek Cumhuriyetçi oy oranlarıydı ve birçok yorumcu bunu "işçi sınıfının yeniden hizalanması" olarak nitelendirmişti.
Ancak bu hizalanmanın kalıcı olmadığı kısa sürede anlaşıldı. Başkanlığının ilk aylarında uygulamaya koyduğu sert göç politikaları, özellikle Hispanik topluluklar arasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Sınır dışı operasyonlarının hızlanması, aileleri parçaladı ve birçok ABD vatandaşı Hispanik seçmeni doğrudan etkiledi. Bunun yanı sıra, tarife politikaları ve ticaret savaşları, özellikle ithalata bağımlı sektörlerde fiyat artışlarına neden oldu; bu da zaten ekonomik sıkıntı çeken genç ve azınlık seçmenleri olumsuz etkiledi.
Azalan Destek, Artan Memnuniyetsizlik
Güncel anket verileri, Trump'ın bu gruplardaki desteğinin seçim sonrasına göre 6 ila 10 puan düştüğünü gösteriyor. Özellikle 18-29 yaş arası seçmenler arasında hayal kırıklığı daha belirgin. Gençlerin büyük bir kısmı, ekonomik istikrarsızlık ve yüksek faiz oranları nedeniyle ev sahibi olamamaktan şikayetçi. Trump'ın vaat ettiği "refah" ve "satın alma gücü" artışı gerçekleşmediği gibi, birçok genç işsizlik endişesi yaşıyor. Bu durum, muhafazakar söylemin gençler arasında popülerliğini hızla kaybetmesine neden oluyor.
Öte yandan, geçen kasım ayında yapılan ara seçimlerde Demokratlar, daha önce Trump'a dönen bazı kritik bölgelerde önemli kazanımlar elde etti. Uzmanlar, bu durumu "pişmanlık oylaması" olarak yorumluyor. Vatandaşlar, verdikleri oyun sonuçlarından memnun olmadıklarını sandıkta gösteriyor. Trump'ın sosyal medya platformlarında yaptığı paylaşımlar bile, artık aynı ilgiyi görmüyor; etkileşim oranları düşmüş durumda.
Bölgesel ve Küresel Etki
Bu kaymanın ABD iç siyasetinin ötesinde, küresel bir yankısı var. Trump yönetiminin zayıflayan desteği, uluslararası arenada müttefiklerin ve rakiplerin ABD'nin istikrarına ilişkin endişelerini artırıyor. Özellikle Avrupa başkentleri, ABD'nin iç siyasi dalgalanmalarının Kuzey Atlantik İttifakı'nın (NATO) geleceğini sorgulatabileceği bir süreci yakından izliyor. Trump'ın "Önce Amerika" politikası, küresel ticaret dengelerini de etkilemeye devam ediyor; ancak artan iç muhalefet, bu politikaların sürdürülebilirliğini test ediyor.
Eğer Trump bu seçmenleri geri kazanamazsa, birçok Cumhuriyetçi yasa yapıcı, 2026 ara seçimlerinde zorlu bir süreçle karşı karşıya kalacak. Bu da ABD'nin Kongre'deki kilit yasaları çıkarma becerisini daha da karmaşık hale getirebilir. Öte yandan Demokratlar, bu fırsatı değerlendirerek kendi seçmen tabanını genişletmeye odaklanmış durumda. Başkan Trump'ın ortaya koyduğu yeni söylemler ise, geleneksel seçmen kitlesini memnun etse de, yeni kazanılan grupları geri kazanamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu siyasi dalgalanma, Türkiye'yi dolaylı da olsa etkiliyor. Trump yönetimiyle ilişkiler, ara seçimler öncesinde daha da hassas bir hal alabilir. Zira Trump, seçim kaygıları nedeniyle dış politikada daha popülist adımlar atma eğiliminde olabilir. Türkiye'ye yönelik tutum, özellikle savunma sanayiindeki yaptırımlar (CAATSA) ve Suriye'nin kuzeyindeki PKK/YPG'ye verilen destek gibi konular, ABD Kongresi'nde yeniden gündeme gelebilir. Ayrıca, ABD'deki ekonomik belirsizlik, Türk lirası ve borsası üzerinde etkili olabilecek küresel sermaye akışlarını etkileyebilir. Türkiye'nin, ABD'deki seçim dinamiklerini yakından takip etmesi ve olası politika değişimlerine karşı hazırlıklı olması büyük önem taşıyor.