Dünya genelinde hava kirliliği 2021 yılında sağlıksız seviyelere yükseldi. İsviçre merkezli hava kalitesi teknolojisi şirketi IQAir tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, birçok ülkede partikül madde (PM2.5) konsantrasyonları Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) belirlediği güvenli sınırların oldukça üzerinde seyretti. Raporda, Bangladeş ve Çad en kirli hava kalitesine sahip ülkeler olarak öne çıkarken, Yeni Kaledonya ve ABD'nin bazı bölgeleri ile İskandinav ülkeleri en temiz hava kalitesine sahip bölgeler arasında yer aldı.
Hava Kirliliğinin Boyutları ve Bölgesel Farklılıklar
IQAir'in 2021 Dünya Hava Kalitesi Raporu, 117 ülke ve bölgede 6.000'den fazla şehirdeki hava kalitesi izleme istasyonundan toplanan verilere dayanıyor. Rapora göre, hiçbir ülke DSÖ'nün 2021'de güncellenen yıllık PM2.5 kılavuz değeri olan 5 mikrogram/metreküp seviyesini karşılayamadı. Yalnızca bazı bölgeler bu hedefe yaklaşabildi.
En kirli ülkeler sıralamasında Bangladeş, ortalama PM2.5 konsantrasyonu 76,9 µg/m³ ile ilk sırada yer aldı. Onu 75,9 µg/m³ ile Çad, 66,2 µg/m³ ile Pakistan, 58,1 µg/m³ ile Tacikistan ve 51,5 µg/m³ ile Hindistan izledi. Bu ülkelerdeki yüksek kirlilik seviyeleri, sanayi faaliyetleri, araç emisyonları, kömür ve biyokütle yakımı ile meteorolojik koşullardan kaynaklanıyor.
Buna karşılık, en temiz hava kalitesine sahip bölgeler arasında Yeni Kaledonya (3,8 µg/m³), ABD Virgin Adaları (4,5 µg/m³), Puerto Riko (4,6 µg/m³) ve Finlandiya (5,2 µg/m³) yer aldı. İsveç, Yeni Zelanda, Kanada, İzlanda ve Estonya gibi ülkeler de DSÖ kılavuz değerine yakın seviyelerde bulundu. Bu bölgelerdeki düşük kirlilik, genellikle düşük nüfus yoğunluğu, temiz enerji politikaları ve elverişli hava koşullarına bağlanıyor.
Küresel Hava Kirliliği: Bir Halk Sağlığı Krizi
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre hava kirliliği, dünya genelinde her yıl yaklaşık 7 milyon erken ölüme neden oluyor. PM2.5 olarak bilinen ince partikül maddeler, akciğerlerin derinliklerine kadar inerek kan dolaşımına karışabiliyor ve kalp hastalıkları, felç, akciğer kanseri ve solunum yolu enfeksiyonları riskini artırıyor. 2021'de DSÖ, PM2.5 için yıllık ortalama kılavuz değerini 10 µg/m³'ten 5 µg/m³'e düşürerek hava kalitesi standartlarını sıkılaştırdı. Bu değişiklik, dünya nüfusunun büyük bir kısmının sağlıksız hava soluduğunu gösteriyor.
Rapor, COVID-19 pandemisinin hava kalitesi üzerindeki etkilerini de ortaya koyuyor. 2020'de birçok ülkede uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları ve ekonomik yavaşlama, geçici olarak hava kirliliğini azaltmıştı. Ancak 2021'de ekonomik faaliyetlerin yeniden başlamasıyla kirlilik seviyeleri tekrar yükseldi. Özellikle Asya ve Afrika'daki büyük şehirlerde PM2.5 seviyeleri pandemi öncesi seviyelere döndü veya daha da arttı.
Uzmanlar, hava kirliliğiyle mücadelede temiz enerjiye geçiş, toplu taşımanın yaygınlaştırılması, sanayi emisyonlarının kontrolü ve yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, düşük gelirli ülkelerde hava kalitesi izleme istasyonlarının yetersizliği, sorunun boyutlarını tam olarak anlamayı zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, raporda yer alan ülkeler arasında orta düzeyde hava kirliliğine sahip ülkeler arasında bulunuyor. Özellikle büyük şehirlerde (İstanbul, Ankara, İzmir) ve sanayi bölgelerinde PM2.5 seviyeleri DSÖ kılavuz değerlerinin üzerinde seyrediyor. Bu durum, Türkiye'nin enerji politikaları ve çevre mevzuatı açısından önemli bir uyarı niteliğinde. Türkiye'nin Paris İklim Anlaşması'nı onaylaması ve yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda hava kalitesini iyileştirmesi, hem halk sağlığı hem de uluslararası itibar açısından kritik. Ayrıca, sınır aşan hava kirliliği, komşu ülkelerle işbirliğini gerektiriyor. Türkiye, Akdeniz ve Orta Doğu'daki kirlilikten etkilenebileceği gibi, kendi emisyonlarıyla da bölgesel hava kalitesini etkiliyor.