Avrupa Birliği genelinde milyonlarca kullanıcı, teknoloji devlerinin veri ihlalleri ve rekabet ihlalleri nedeniyle zarara uğradığını düşünüyor; ancak bu zararların tazmini, beklenmedik bir engelle karşılaşıyor. İrlanda'da 17. yüzyılda yürürlüğe giren bir yasa, Big Tech şirketlerine karşı açılan toplu davaları neredeyse imkânsız hale getiriyor. İrlanda'nın başkenti Dublin, Apple, Google ve Meta gibi devlerin Avrupa merkezi olarak biliniyor. Bu şirketler, AB'nin genel veri koruma yönetmeliğine (GDPR) tabi olsalar da, hukuki süreçlerde İrlanda mahkemeleri yetkili. İşte tam da bu noktada 17. yüzyıldan kalma bir yasa devreye giriyor ve Avrupalı tüketicilerin toplu dava açmasını ciddi şekilde kısıtlıyor.
İrlanda'nın 17. yüzyıl yasası ve toplu dava engeli
İrlanda'da yürürlükte olan 17. yüzyıla ait bir yasa, mahkeme masraflarının ve dış finansmanın sınırlandırılmasını öngörüyor. Bu yasa, toplu davaların (class action) finansmanını zorlaştırıyor. Avrupa'da yaşayan milyonlarca kişi, teknoloji şirketlerinin veri ihlalleri veya haksız rekabet uygulamaları nedeniyle mağdur olduklarını iddia ediyor; ancak bu mağduriyetlerin tazmin edilmesi için açılan davalar, yüksek maliyetler ve finansman yasakları nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanıyor. Özellikle GDPR'nin 82. maddesi, bireylere tazminat hakkı tanıyor; ancak bu hak, toplu davalar olmadan etkili şekilde kullanılamıyor. İrlanda'daki yasa, dışarıdan finansman sağlanmasını (third-party litigation funding) yasaklıyor. Bu durum, büyük şirketlere karşı dava açmayı mali açıdan imkânsız hale getiriyor. Çünkü bu tür davalar genellikle milyonlarca avroya mal oluyor ve bireysel tüketicilerin bu maliyeti karşılaması beklenemez.
Avrupa'da adalet arayışı ve Big Tech'in stratejik konumu
Big Tech şirketlerinin Avrupa merkezlerini İrlanda'da kurması tesadüf değil. İrlanda, düşük kurumlar vergisi oranları ve İngilizce konuşulan iş gücüyle cazip bir merkez haline geldi. Ancak bu durum, şirketler için hukuki bir kalkan da oluşturuyor. Avrupa Birliği genelinde milyonlarca kullanıcı, sosyal medya platformlarının veri ihlalleri, mahremiyet ihlalleri ve rekabet karşıtı uygulamaları nedeniyle zarar gördüğünü iddia ediyor. Ancak tüm bu davalar İrlanda'da görülüyor. İrlanda'daki bu eski yasa, Big Tech'in Avrupa'daki hukuki sorumluluktan kaçınmasına yardımcı oluyor. Öte yandan, Avrupalı tüketicilerin mağduriyetlerini gidermek için ulusal mahkemelere başvurması gerekiyor; ancak şirketlerin merkezi İrlanda'da olduğundan, davalar İrlanda'da açılmak zorunda. Bu durum, özellikle diğer üye ülkelerdeki tüketiciler için büyük bir engel oluşturuyor. Avrupa Komisyonu, bu adaletsizliği gidermek için toplu dava yönergesi (Collective Redress Directive) üzerinde çalışıyor. Ancak bu yönergenin yasalaşması ve uygulanması yıllar alabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli bir ders barındırıyor. Türkiye, dijital ekonomi ve teknoloji şirketlerinin düzenlenmesi konusunda kendi yol haritasını çizerken, Avrupa'daki bu tür hukuki engellerin tüketici haklarını nasıl zayıflatabileceğini görmeli. Ayrıca, Türk vatandaşları da Avrupa'da yaşayanlar olarak Big Tech şirketlerinin küresel hizmetlerinden yararlanıyor; ancak yaşanabilecek ihlallerde benzer süreçlerle karşılaşabilirler. Türkiye'nin, tüketici haklarını koruyan modern düzenlemeler yapması ve uluslararası şirketlerin sorumluluklarını netleştirmesi, gelecekte oluşabilecek mağduriyetlerin önlenmesinde kritik rol oynayabilir.