ABD, önümüzdeki ay iki büyük tarihi dönüm noktasını geride bırakacak: 11 Eylül saldırılarının 20. yıl dönümü ve Afganistan'dan çekilmenin tamamlanmasının ardından geçen beş yıl. Ancak geride kalan yirmi yıllık savaşların bilançosu, Washington'un çıkardığı derslerin yeterliliğini sorgulatıyor. Yeni bir kitap, ABD'nin terörle mücadele operasyonlarının bilinmeyen yönlerini ve stratejik hatalarını gözler önüne seriyor.
Savaşın Bilançosu: Jackpots, Dry Holes ve Sivil Kayıplar
Yakında yayımlanacak olan US Counterterrorism Operations in Afghanistan: Jackpots, Dry Holes, and Collateral Damage adlı kitap, ABD'nin Afganistan'daki askeri ve istihbarat operasyonlarının ayrıntılı bir analizini sunuyor. Kitaba göre, "jackpot" olarak adlandırılan yüksek değerli hedeflere yönelik başarılı operasyonlar, sıklıkla "dry hole" yani boş hedeflerle sonuçlandı. Bu durum, istihbaratın yanlış yönlendirmeleri ve aceleci kararların yol açtığı sivil kayıpları da beraberinde getirdi.
Özellikle 2001-2021 yılları arasında ABD liderliğindeki koalisyon güçleri, Afganistan'da on binlerce hava saldırısı düzenledi. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, bu saldırılarda en az 30.000 sivil hayatını kaybetti. Kitap, bu kayıpların önemli bir kısmının yanlış istihbarat ve hedef tespiti hatalarından kaynaklandığını vurguluyor. Ayrıca, Pakistan'daki drone saldırıları ve Irak'taki operasyonlar da benzer sorunları yansıtıyor.
Yazar, ABD'nin terörle mücadelede "önce istihbarat" ilkesini benimsediğini ancak sahada bu ilkenin sıklıkla ihlal edildiğini belirtiyor. Örneğin, 2019'da Irak'ta düzenlenen bir operasyonda IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi'nin öldürülmesi başarı olarak sunulsa da, operasyonda sivillerin zarar görmesi ve bölgede istikrarsızlığın artması eleştiriliyor. Kitap, bu tür operasyonların kısa vadeli kazanımlar sağlasa da uzun vadede terörizmi beslediğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi, bölgesel güç dengelerini derinden etkiledi. Taliban'ın Ağustos 2021'de Kabil'e girmesiyle birlikte Afganistan, yeniden uluslararası yalnızlığa itildi. Çekilme sürecinde yaşanan kaos, ABD'nin küresel liderlik imajına zarar verdi. Müttefikler, Washington'un güvenilirliğini sorgulamaya başladı. NATO içinde de çatlaklar oluştu; Avrupa ülkeleri, savunma kapasitelerini artırma ve ABD'ye bağımlılığı azaltma arayışına girdi.
Öte yandan, 11 Eylül sonrası dönemde terör örgütleri evrim geçirdi. El Kaide'nin yerini IŞİD aldı; internet üzerinden radikalleşme arttı. ABD'nin drone savaşları ve özel kuvvet operasyonları, terörizmin coğrafyasını değiştirdi ancak kök nedenlerini ortadan kaldıramadı. Yoksulluk, işsizlik ve siyasi istikrarsızlık, aşırıcı grupların beslendiği kaynaklar olmaya devam ediyor.
Uzmanlar, ABD'nin "sonsuz savaşlar"dan çıkması gerektiğini ancak bunun nasıl yapılacağı konusunda net bir strateji olmadığını belirtiyor. Kitap, gelecekte benzer hataların tekrarlanmaması için istihbarat paylaşımı, yerel güçlerin kapasitesinin artırılması ve diplomatik çözümlere öncelik verilmesi gerektiğini öneriyor. Ancak yirmi yıllık deneyim, bu önerilerin kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi ve terörle mücadeledeki stratejik hataları, Türkiye için doğrudan sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Afganistan'daki istikrarsızlığın bölgesel güvenliğe yansımalarını yakından takip ediyor. Taliban yönetimiyle diyalog arayışı, Ankara'nın pragmatik dış politikasının bir yansıması. Öte yandan, Suriye ve Irak'taki PKK/YPG varlığı, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırıyor. ABD'nin terörle mücadelede yerel aktörlerle iş birliği yapma eğilimi, Türkiye'nin hassasiyetlerini göz ardı edebiliyor. Bu durum, NATO içinde gerilimlere yol açabilir. Ayrıca, Afgan göç dalgası ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi sorunlar, Türkiye'nin sınır güvenliği ve ekonomisi üzerinde baskı oluşturuyor. Türkiye, kendi terörle mücadele deneyimini ve bölgesel dinamikleri dikkate alarak bağımsız bir strateji izlemeye devam edecek gibi görünüyor.