11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçti. Ancak saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınları için acı dinmedi; adalet arayışı da sürüyor. Saldırının azmettiricisi olduğu öne sürülen Halid Şeyh Muhammed'in yargılanması ise hâlâ başlamadı. Kurban yakınları, 25 yıldır süren hukuki sürecin bir an önce sonuçlanmasını bekliyor.
Yıllardır süren hukuki karmaşa
11 Eylül 2001'de El Kaide militanları tarafından kaçırılan dört yolcu uçağıyla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerine ve Washington'daki Pentagon'a saldırı düzenlendi. Saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti. Olayın ardından ABD, Afganistan'a askeri müdahalede bulundu ve El Kaide lideri Usame bin Ladin'i hedef aldı. 2011'de Pakistan'da düzenlenen operasyonla Bin Ladin öldürüldü. Ancak saldırının planlayıcısı olduğu iddia edilen Halid Şeyh Muhammed, 2003'te Pakistan'da yakalanmasından bu yana Küba'daki Guantanamo Körfezi'nde tutuluyor. Muhammed ve dört diğer sanık, 2012'den bu yana askeri mahkemede yargılanmayı bekliyor. Dava, işkence iddiaları, delil sorunları ve usul itirazları nedeniyle defalarca ertelendi. Savcılar, sanıklar için idam cezası istiyor. Ancak savunma avukatları, müvekkillerinin işkenceye maruz kaldığını ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini savunuyor. Bu nedenle dava bir türlü sonuçlanamıyor.
Kurban yakınları: 'Her gün yeniden yaşıyoruz'
Saldırılarda eşini kaybeden birçok kişi, 25 yıl geçmesine rağmen acılarının dinmediğini söylüyor. Kurban yakınları, "Sürekli aklımda" ifadesini kullanarak, yaşadıkları travmayı her gün yeniden hissettiklerini belirtiyor. Adalet arayışının bu kadar uzaması, ailelerin acısını daha da derinleştiriyor. Bazı aileler, davanın siyasi bir meseleye dönüştüğünü ve gerçek adaletin sağlanamayacağını düşünüyor. Öte yandan, saldırıların ardından başlatılan "teröre karşı savaş" politikası, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını genişletmesine ve birçok ülkede istikrarsızlığa yol açtı. Irak ve Afganistan'daki savaşlar milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine veya yerinden edilmesine neden oldu. 11 Eylül, küresel güvenlik algısını ve uluslararası ilişkileri derinden etkiledi.
Guantanamo ve uluslararası hukuk tartışmaları
Guantanamo Üssü'nde tutulan mahkûmların hukuki statüsü, yıllardır tartışma konusu. İnsan hakları örgütleri, burada tutulan kişilerin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ve işkenceye maruz kaldığını belirtiyor. ABD yönetimi ise askeri mahkemelerin meşru olduğunu savunuyor. Ancak davanın bu kadar uzaması, uluslararası hukuk açısından da sorunlara yol açıyor. Birçok hukukçu, bu sürecin terörle mücadelede hukukun üstünlüğü ilkesine zarar verdiğini ifade ediyor. 11 Eylül saldırılarının yıl dönümünde, kurban yakınları bir yandan acılarını tazelerken, bir yandan da adaletin tecelli etmesini bekliyor. Ancak yargı sürecindeki belirsizlik, bu bekleyişin daha ne kadar süreceği sorusunu akıllara getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül sonrası dönem, Türkiye'nin dış politikasını ve güvenlik algısını derinden etkiledi. ABD'nin "teröre karşı savaş" stratejisi, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu sarstı. Afganistan ve Irak'taki istikrarsızlık, Türkiye'nin sınır güvenliğini ve ekonomik çıkarlarını olumsuz etkiledi. PKK gibi terör örgütlerine karşı yürütülen mücadelede uluslararası işbirliği zayıfladı. Ayrıca, Guantanamo'daki hukuki belirsizlik, Türkiye'nin de savunduğu uluslararası hukukun üstünlüğü ilkesine zarar verdi. 11 Eylül, Türkiye'nin Orta Doğu'daki rolünü yeniden tanımlamasına ve güvenlik politikalarını gözden geçirmesine neden oldu. Bugün hâlâ bu sürecin etkileri görülüyor.