Birleşik Krallık'ta başbakanlık makamı olarak bilinen 10 Downing Street, son yıllarda adeta bir "döner kapı" haline geldi. Brexit sonrası dönemde yaşanan siyasi türbülans, art arda yapılan erken seçimler ve lider değişiklikleri, bu tarihi binanın sakinlerini sık sık değiştirdi. 2016'dan bu yana görev yapan beş başbakan, İngiliz siyasetinde derin bir krizin varlığına işaret ediyor. Bu durum, yalnızca iç politikada değil, uluslararası alanda da Birleşik Krallık'ın itibarını ve güvenilirliğini sorgulatıyor.
Gelişmenin arka planı
Brexit referandumunun ardından David Cameron'un istifasıyla başlayan süreçte, Theresa May'in üç yıl süren başbakanlığı, Brexit anlaşmasını parlamentodan geçiremeyince sona erdi. Ardından gelen Boris Johnson, hem Brexit'i tamamlaması hem de Covid-19 pandemisiyle mücadelesiyle tanınsa da, parti içi skandallar ve etik ihlaller nedeniyle 2022'de istifa etmek zorunda kaldı. Onun yerine geçen Liz Truss, 44 günlük rekor kısa görev süresiyle tarihe geçti. Ekonomik planlarının piyasalarda yarattığı kaos, onu koltuğundan etti. Ardından Rishi Sunak, partisini toparlamaya çalışsa da, anketlerdeki düşük popülaritesi ve iç çekişmeler, istikrarın henüz sağlanamadığını gösteriyor.
Bu süreçte, muhalefet partisi İşçi Partisi de lider değişiklikleri yaşadı. Jeremy Corbyn'in 2019 seçim yenilgisinin ardından yerine geçen Keir Starmer, partisini merkeze çekmeye çalışırken, ülkenin karşı karşıya olduğu ekonomik zorluklar, yüksek enflasyon ve kamu hizmetlerindeki aksaklıklar, siyasi belirsizliği daha da derinleştiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Birleşik Krallık'ın siyasi istikrarsızlığı, uluslararası arenada da yankı buluyor. Brexit sonrası AB ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi, ABD ve Çin gibi büyük güçlerle denge kurma çabaları, sık sık değişen hükümetler nedeniyle sekteye uğruyor. Özellikle Kuzey İrlanda Protokolü konusundaki anlaşmazlıklar, AB ile ticari ilişkilerde gerilime yol açarken, küresel iklim değişikliği ve güvenlik meselelerinde Birleşik Krallık'ın etkisi azalıyor. Ekonomik olarak, sterlinin değer kaybı ve yatırımcı güveninin sarsılması, ülkenin küresel finans merkezi rolünü tehdit ediyor. Bu durum, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde Birleşik Krallık'ın ticari ortaklıklarını ve jeopolitik konumunu olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki siyasi istikrarsızlık, Türkiye ile ilişkilerde de belirsizlik yaratıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi ve savunma işbirliği, Brexit sonrası imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması ile artış göstermişti. Ancak sık hükümet değişiklikleri, anlaşmanın uygulanmasında gecikmelere ve yeni işbirliği alanlarının hayata geçirilmesinde aksamalara yol açabiliyor. Ayrıca, Birleşik Krallık'ın Avrupa güvenlik mimarisindeki rolünün azalması, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin istikrarlı bir muhatapla çalışma ihtiyacı, bu döner kapı sürecinde daha da önem kazanıyor.